Ahmed Şamlu

Gerçi senin talebinde kuzey yeli ile dört nalayım

Süzülen selvi boyunun tozuna varmadım daha

Hafız

" 'Bana hangi şairden öğrendim?' diye sor. Bir çoğundan, herkesten. Ben Rilke'den çok şeyler öğrendim. Fakat şiirlerimde Rilke'den hiç iz yok... Şiirimi derinden etkileyen, bir anda yüz seksen derecelik açıyla yörünge düzeltmemi sağlayan, Nazım Hikmet olmuştur... Çok sevdiklerimden biri ve ilk tanıdıklarımdan olan Jacgues Prevert'tir... Hepimiz, başka bir şairin etkisi altındayız. Böyle olmazsa kimseden öğrenmiyoruz demektir. Biz ömrümüz boyunca okula gidip, bir şeyler öğreniyoruz. Nasıl olur seni derinden etkileyen bir şiir okuyasın ve senin üzerinde bir etkisi olmasın? Ben herkesin etkisi altındayım, bir çoğunun da benim etkim altında oldukları gibi. Ben Nima'nın etkisi ile başladım. Ben çoğul yığınım, Rilke'yim, Rober Desnos'um, Aragon pek değil fakat Paul Eleuard'ım, Lorca'yım....."

(Ahmed Şamlu,

Görüşme, Zamane, sayı 1, yıl 1,

Ekim 1991, Saint Jose, ABD)

Ahmed Şamlu'yu tanımadan İran Fars şiirine yaklaşmak mümkün değildir. Yarım yüzyıla yakın zamandır İran şiirinde ağırlığını hissettirmekle kalmayıp, Fars yazınının zirvesine oturan Şamlu, aynı zamanda hikâyeciliği, romancılığı, oyun yazarlığı, çeviriciliği, gazetecilik ve dergi editörlüğü, eleştiri, inceleme ve siyasal içerikli makaleleriyle de yüzyılımız İran edebiyatında eşi rastlanmayan, ilericiliğini, ikinci plana itmeyen biricik devdir. Şamlu'nun kimi şiirlerini Türkçe'ye çevirmek zor, kimilerini ise sözcüklerin iç uyak ve melodisine dayalı yapısı nedeniyle olanaksızdır. Ancak Türkiye'de İran Fars şiirindeki duyulan boşluğu giderme sorumluluğunu hissettiğimden dolayı bu tehlikeyi göz önüne aldım. Ahmed Şamlu, on yedi şiir kitabı dışında yetmişe yakın öykü, roman, eleştiri, inceleme ve çeviri kitabı Fars yazınına kazandırmıştır. Şimdiye kadar yedi cildi yayımlanmış, otuz cilde yakını yayına hazır bulunan, tahminen yüz cildi bulacak olan folklorik ansiklopedi niteliğindeki "Sokak Kitabı" adlı dev yapıtı Aida’nın yardımı ile defalarca yeni baştan başlayarak düzenlemiştir. Ancak tümü yayımlanmadan o büyük insanı yitirdik. Dünya yazın dünyası bir devini yitirdi.

Ahmed Şamlu'nun Haziran 1999'da İsveç'te Uluslararası Dagerman Ödülü'nü aldığını bu çalışmanın bitiminde öğrendim. Kitap yayımlanmadan önce İran’a telefon açtım. Uzaktan gelen kadın sesiyle adı olmayan bir heyecana kapıldım. Aida olduğunu söyledi. Konuyu açtım. Kitap yayıma hazırdır dedim. İzin istedim. Bir de Ahemed Şamlu okurlara bir şey yazmak ister mi diye sordum. Aida “Ahmed’e sorayım” dedi. Sordu ve “Olur diyor. Hem Nazim Hikmet’i çok seviyor. İyi olmuş. Yarın öbür gün arayın.” Dedi. İki hafta boyunca yeniden temas kuramadım. Ama sonunda telefonu açan oldu. Bu kez o tanıdık sesti telefonun öteki ucundaki. Yorgundu. Yayın izin için aradığımı, ayrıca kitapta eklemek istediğiniz bir mesajınız var mı Türk okurlarına diye sordum. O, “Çevirilerde şairin önsöz koyması gelenek değil. Siz ne yazarsanız benim kabulümdür.” Dedi. Konuşmakta zorluk çekiyordum. O dev, o büyük insan yorgundu. Gücümü topladım ve “Şamlu can ellerinden öperim” dedim. “Gözlerinden öperim” dedi ve bir iki şey daha konuşuldu ve o kadar.

Ön sözü ile son sözü ile işte hep aydınlığa çağıran büyük şairin ilk kez Türkçe olarak kitaplaşan çevirisi:”Bana Aydınlıktan Söz Et!” Şamlu'nun değişik yapıtlarından derlenerek hazırlanan bu çevirinin Şamlu şiirinin tanıtımında yardımcı olacağını umarım.

 

Haşim Hüsrevşahi